Kuşlarla Konuşan Peygamberimizin Adı Nedir? İşte Bu Sırada İzmir’den Bir Genç Düşünüyor
Sabah İzmir’in güneşi beni uyandırırken, çayımı içerken birden kafama takıldı: “Kuşlarla konuşan peygamberimizin adı nedir?” Dedim ya, kafam bir anda havalanıyor, tıpkı Alsancak’taki martılar gibi. Normalde bu soruya cevap vermek basit, ama işin içine günlük yaşam ve biraz da kendi saçmalıkları girince, işin rengi değişiyor.
Kuşlar, kahvaltı ve kafamın içindeki mini tartışmalar
Geçen gün simit alırken yanımdaki martı öyle bakıyor ki, sanki bana “Abi sen de mi merak ettin?” der gibi. İçimden dedim ki: “Bak, kuşlarla konuşan peygamberimizin adı gerçekten merak edilen bir şey ama sen simit istemekten başka bir şey düşünmüyorsun, ha?”
O sırada kafamın içindeki sesle kısa bir diyalog geçirdim:
İç ses: “Ya, hadi, ciddi ol biraz.”
Ben: “Ciddi olmayı deniyorum ama martı bakıyor işte, bana bakıyor, simiti istiyor.”
Ve işte o an fark ettim ki, kuşlarla konuşmak kadar ilginç bir şey yok. İnsan kendi kendine diyaloglar kurarken bile kuşları çağıracak bir yeteneğe sahipmiş gibi hissedebiliyor. Ama gerçek hayatta, o yetenek sadece bir efsaneye ait: kuşlarla konuşan peygamberimizin adı kimdi, hatırlayalım.
Kuşlarla Konuşan Peygamberimizin Adı Kimdir?
Hadi açıklayayım: kuşlarla konuşan peygamberimizin adı Süleyman’dır. Evet, o meşhur Hz. Süleyman. Ama şöyle düşünün, İzmir’de 25 yaşında bir genç olarak bunu duymak yetmiyor; kafamda bir sahne canlanıyor:
Ben bir kafede oturuyorum, önümde kahve, karşıda martılar uçuyor. “Selam martılar, Hz. Süleyman’la mı konuşuyorsunuz?” desem, onlar tabii ki kafamı yanlış anlar. İşin mizah tarafı burada başlıyor. Her şeyin mantığını sorguluyorum: Kuşlar gerçekten konuşabiliyor muydu yoksa Hz. Süleyman sadece onların hareketlerini mi anlıyordu? Ve bence en komik kısım, martıların bunu umursamaması.
Arkadaş Ortamında Kuşlarla Konuşma Çılgınlığı
Geçen hafta arkadaşlarla kahve içerken bu konuyu açtım. Dedim ki: “Ya, kuşlarla konuşan peygamberimizin adı nedir biliyor musunuz?” Herkes bana baktı, ben de anında mizah modunu açtım:
Arkadaş 1: “Süleyman, değil mi?”
Ben: “Tabii, ama siz martılarla konuştunuz mu hiç?”
Arkadaş 2: “Hayır, sen konuştun mu?”
Ben: “Tabii ki hayır… daha yeni simiti kaptılar.”
İşte tam burada hem kendime hem de çevreme gülüyorum. İzmir’de sokaklarda yürürken martıların arasında bu soruyu soracak birilerini bulmak neredeyse imkânsız ama kafamda sahne bitmiyor.
Kuşlarla Konuşmak ve Günlük Hayatın Mizahı
Şimdi şöyle düşünün, 25 yaşındasınız, arkadaşlarınızla muhabbet ediyorsunuz ve bir yandan da tarih ve dini bilgileri sorguluyorsunuz. İzmir’in rüzgarlı günlerinden birinde, bir martı kafanıza konuyor ve iç sesiniz size fısıldıyor: “Belki de Hz. Süleyman gibisin, farkında değilsin.”
Ben tabii kendime güldüm. Çünkü martılar kesinlikle bu kadar iltifat etmiyor. Ama işin içinde hem düşünce hem mizah hem de günlük hayat var. Mesela bir gün tramvayda giderken düşündüm:
İç ses: “Ya, kuşlarla konuşan peygamberimizin adı nedir?”
Ben: “Hadi ya, bunu herkes biliyor, ama ben her zaman sorup kendi kafamda şaka yapıyorum.”
Ve işte tam da bu noktada, blog yazısı gibi yazmak yerine, hayatın kendisi komik sahnelere dönüşüyor. Kuşlar, kahve, arkadaşlar ve sürekli espri yapmak… Hepsi bir arada.
Kendi Kendine Dalga Geçmek ve İçsel Düşünceler
Kendi kendime dalga geçmekten bahsettim ya, işte bu çok önemli. Hz. Süleyman’ı düşünmekle yetinmeyip, kendimi de düşünürüm. “Sen martılara simit mi vereceksin yoksa tarih mi öğreneceksin?” gibi sorular kafamı meşgul eder. Ama sonunda, mizah ve bilgi bir arada olunca, hayat daha eğlenceli bir hâl alıyor.
Kuşlarla konuşan peygamberimizin adı nedir sorusunu sadece ezbere cevaplamak yetmez; bunu günlük yaşamın mizahı ve kendi düşüncelerimizle ilişkilendirmek lazım. İzmir’de, 25 yaşında, sürekli espri yapan ama içten içe her şeyi fazla düşünen bir genç olarak, ben bunu yapmaya çalışıyorum.
Sonuç: Mizah, Düşünce ve Kuşlarla Konuşmak
Kısaca özetleyelim: Kuşlarla konuşan peygamberimizin adı Hz. Süleyman. Ama İzmir’de bir kafede, simit ve martılar arasında bunu düşünmek bambaşka bir deneyim. Arkadaşlarla dalga geçmek, kendi kendine konuşmak, martılara bakmak… Hepsi birleşince ortaya hem bilgi dolu hem de eğlenceli bir hayat çıkarıyor.
Ve unutmayın, tarih bilgisiyle mizahı birleştirmek mümkün. Martılar size bakarken gülümseyin, kendi kendinize dalga geçin, ama en önemlisi, hayatı hafife alırken bile düşünmeyi bırakmayın. Kuşlarla konuşan peygamberimizin adı nedir sorusunu sorarken, belki de en çok kendinizle konuşuyor olabilirsiniz.
İşte böyle, kahve bitti, martılar uçtu ve ben hâlâ bu soruyu kendi içimde tartışıyorum. Ama en azından artık hem gülümseyebiliyorum hem de cevap biliyorum: Hz. Süleyman.