İçeriğe geç

Güven neye bağlıdır ?

Güven neye bağlıdır? (Bir İzmir sabahında kahveyle başlayan varoluş krizi)

Sabah uyanıyorum. Alarm çalmış ama ben onunla “bir beş dakika daha” anlaşması yapmışım gibi davranıyorum. O sırada kafamda tek bir soru dönüyor: Güven neye bağlıdır?

İzmir’de yaşamak bu soruyu daha da dramatik hale getiriyor. Çünkü burada deniz var, güneş var, insanlar var ama aynı zamanda “ya bu insanlar neden bu kadar rahat?” sorusu da var. Güven dediğin şey, bazen bir simitçinin sana “bugün taze çıktı” demesiyle bile test ediliyor.

Kahvemi alıyorum, Karşıyaka vapuruna doğru yürürken iç sesim devreye giriyor:

“Acaba vapur zamanında gelecek mi?”

“Acaba ben doğru insanlara mı güveniyorum?”

“Acaba bu kahve gerçekten kahve mi, yoksa varoluşsal bir illüzyon mu?”

İşte böyle başlıyor gün. Ve bir şekilde konumuz yine dönüp dolaşıp şuna geliyor: Güven neye bağlıdır?

Güven neye bağlıdır? İlk ders: İnsan hafızası sandığın kadar güvenilir değil

Bugün “Güven neye bağlıdır” konusunu daha yakından inceleyerek merak edilen detaylara değineceğiz.

Geçen gün arkadaşım Efe’yle buluşuyorum. Kendisi “ben asla unutmam” diyen ama doğum günümü üç yıl üst üste unutan bir insan.

Bana dedi ki:

“Bana güvenebilirsin ya, ben sözümü tutarım.”

Ben de içimden:

“Tamam da hangi sözünü?”

Çünkü mesele şu: Güven neye bağlıdır? sorusunun en can yakıcı cevabı bazen şudur: tutarlılığa.

Ama insan dediğin şey tutarlı mı? Değil. Ben bile değilim. Dün “bugün spora başlayacağım” deyip bugün sadece tostla duygusal bağ kurmuş bir insanım.

İç ses:

“Sen önce kendine güven.”

Ben:

“Ben bile kendime 5 iş günü içinde teslim ediliyorum.”

Güven neye bağlıdır? İlişkilerde Wi-Fi metaforu

Güveni anlatmanın en iyi yolu İzmir’deki internet bağlantısıdır.

Bir gün mükemmeldir:

– video izlersin

– mesaj atarsın

– hayat akıyordur

Ertesi gün:

“Bağlantı yok”

İlişkiler de böyle.

Birine güveniyorsun, her şey akıyor. Sonra bir şey oluyor ve sistem çöküyor.

Arkadaşım diyor ki:

“Ben sana güveniyorum.”

Ben:

“Ne güzel.”

Ama iç sesim:

“Umarım modem reset istemez.”

Güven neye bağlıdır? sorusunu bazen teknoloji gibi düşünmek gerekiyor: stabil mi, yoksa sürekli yeniden başlatma mı istiyor?

Güven neye bağlıdır? Günlük hayattan küçük testler

1. Simitçinin dürüstlüğü

Simitçi:

“Abi sıcak sıcak.”

Ben:

“Bunu kaç kişiye söyledin?”

Çünkü güven dediğin şey bazen en basit yerde test ediliyor. Eğer simit bile sana yalan söylüyorsa, dünyaya nasıl inanacaksın?

2. Arkadaşın “5 dakikadayım” cümlesi

Bu cümle evrensel bir zaman bükme deneyidir. 5 dakika = 25 dakika + “trafikteyim” + “park yeri arıyorum”.

Güven neye bağlıdır? sorusu burada şuna dönüşür:

Zamana ne kadar dürüstüz?

3. Kendine verdiğin sözler

Bu en tehlikelisi.

“Erken yatacağım.”

“Şekeri bırakıyorum.”

“Bu hafta düzenli olacağım.”

Ve sonra gece 02:17:

“Bir bölüm daha izlesem bir şey olmaz.”

İç ses:

“Sen kimsin?”

Ben:

“Ben eski ben değilim.”

İzmir sokaklarında güven üzerine düşünmek

Konak’ta yürürken bir yandan martılar bağırıyor, bir yandan insanlar aceleyle bir yerlere yetişiyor. Ama kimse aslında tam olarak nereye gittiğini bilmiyor gibi.

Bu sahne bana şunu düşündürüyor: Güven neye bağlıdır?

Belki de güven, herkesin aynı yönde yürüdüğünü varsayabilmek.

Ama İzmir’de insanlar bile bazen “bir çay içip bakarız” modunda olduğu için, hayat sürekli açık uçlu bir plan gibi.

Yanımdan geçen bir arkadaşım bağırıyor:

“Akşam görüşürüz kesin!”

Kesin mi? Bu kelime İzmir’de biraz iddialı.

Güven neye bağlıdır? İç sesle pazarlık

Bazen kendi kendimle pazarlık yapıyorum:

Ben:

“Bugün verimli olacağız.”

İç ses:

“Ne kadar verimli?”

Ben:

“Orta karar.”

İç ses:

“Anlaştık.”

İşte güven böyle kurulmuyor mu zaten? İçindeki farklı versiyonların birbirine inanmasıyla.

Eğer sen bile kendine güvenmiyorsan, başkasının sana güvenmesi biraz piyango gibi.

Güven neye bağlıdır? Kırılma anları

Hayatta bir şey var: güven bir anda kırılmaz, yavaş yavaş aşınır.

Mesela:

– Mesajına geç cevap verilmesi

– Küçük yalanlar

– Unutulan sözler

– “Sonra konuşalım”ların çoğalması

Bunlar tek başına bir şey değildir ama birikir.

Bir gün oturup düşünürsün:

“Ben bu insana neden eskisi gibi güvenmiyorum?”

Cevap genelde dramatik değildir. Sadece çok küçük şeylerin toplamıdır.

Tıpkı İzmir’de yağmurun bir anda yağmaması gibi… Önce hava kararır, sonra rüzgar çıkar, sonra sen şemsiyeyi unuttuğunu fark edersin.

Güven neye bağlıdır? Samimiyet mi, tutarlılık mı?

Bu noktada içimde iki karakter tartışmaya başlıyor:

Samimiyetçi Ben:

“Önemli olan hisler.”

Mantıkçı Ben:

“Hayır, önemli olan davranışların sürekliliği.”

Samimiyetçi:

“İnsan kalpten konuşmalı.”

Mantıkçı:

“Kalp güzel ama 3 gün sonra fikrini değiştirmesin.”

Ve ben ortada kalıyorum.

Gerçek şu ki, güven neye bağlıdır? sorusunun cevabı tek bir şeye indirgenemez. Ama en çok şuna yaslanır: tekrar eden davranışlara.

Bir insan bir kere doğruyu söyleyebilir. Ama önemli olan, zor anlarda da aynı çizgide kalabilmesi.

Güven neye bağlıdır? Arkadaş grubu deneyleri

Bizim arkadaş grubu küçük bir laboratuvar gibi.

Bir plan yapıyoruz:

“7’de buluşuyoruz.”

Sonuç:

– biri 7:20’de gelir

– biri “geliyorum” deyip evden çıkmamıştır

– biri zaten hiç cevap vermemiştir

Ama yine de buluşuruz.

Bu da ayrı bir güven türü: “nasıl olsa geliriz” güveni.

Belki de en ilginç olanı bu. Kusurlu ama devam eden ilişkiler.

İç ses:

“Bu ilişki sağlam mı?”

Ben:

“Yok ama alıştık.”

Güven neye bağlıdır? Korkuların gölgesi

Bazen güveni sadece başkalarına bağlarız ama asıl mesele içimizdedir.

Birine güvenemediğinde aslında şunu yaşıyor olabilirsin:

“Ya tekrar hayal kırıklığı yaşarsam?”

Bu, İzmir’de denize girip “soğuk mu acaba?” diye düşünmeye benzer. Girmezsin, ama girenleri de izlersin.

Güven, biraz da risk alabilme cesaretidir.

Güven neye bağlıdır? Küçük ama gerçek bir sonuç

Bütün bu dağınık düşünceler arasında fark ettiğim şey şu:

Güven neye bağlıdır? sorusunun cevabı tek bir formül değil.

Ama birkaç temel şey sürekli tekrar ediyor:

– tutarlılık

– dürüstlük

– zaman içinde tekrar eden davranışlar

– küçük ama sürekli doğrular

Ve belki de en önemlisi: insan olmanın kusurluluğunu kabul etmek.

Çünkü kimse %100 güvenilir değil. Ama bazı insanlar “yeterince güvenilir”.

Ve hayat zaten çoğu zaman “yeterince” ile devam ediyor.

Son düşünce: İzmir gün batımında güven

Gün batarken deniz kızıl bir renge dönüyor. İnsanlar sahilde oturmuş, kimse büyük cümleler kurmuyor.

Ben de oturuyorum ve düşünüyorum:

Belki de güven, büyük sözler değil.

Belki de güven, küçük tekrarlar.

Birinin “buradayım” deyip gerçekten orada olması.

Bu kadar basit ama bir o kadar zor.

İç ses son kez konuşuyor:

“Peki sen güvenilir misin?”

Ben:

“Bunu yarın konuşalım.”

Ve işte tam da böyle bitiyor gün.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.muhterem.com.tr https://cozi.com.tr https://magentatrading.com.tr Sitemap
https://grandopera.bet/ilbetgir.netbetexper girişbetexper yeni giriş