1930’larda hangi klavye düzeni icat edildi? Dvorak üzerinden bitmeyen “QWERTY tartışması” Şunu en baştan söyleyeyim: Klavye dediğimiz şey sandığımız kadar masum değil 1930’larda hangi klavye düzeni icat edildi? sorusunun cevabı tek bir isimle geçiştirilecek kadar basit değil ama dürüst olalım: asıl yıldız Dvorak Simplified Keyboard. 1936 yılında August Dvorak ve ekibi, “Bu QWERTY denen şey gerçekten verimli mi, yoksa biz yıllardır yanlış bir şeye mi bakıyoruz?” diye sorarak oldukça iddialı bir alternatif ortaya attı. Ben İzmir’de yaşayan, gününün yarısını klavyeye bakarak, diğer yarısını da internet tartışmalarında harcayan biri olarak şunu net söyleyebilirim: Klavye konusu, dışarıdan bakınca sıkıcı gibi görünür ama…
Yorum BırakSevimli Bilgi Köşesi Yazılar
Araba niye ambeleye kalkar konusunda bilgi toplamak isteyenler için Begu tarafından hazırlanmış özel içerik. Kontrolün Kaybı Üzerine: Bir Makinenin Taşması, Bir Düşüncenin Sınırı Bir motorun aniden kendi ritmini kaybetmesi, hızın ölçülemeyecek kadar yükselmesi ve sürücünün artık yalnızca bir yolcuya dönüşmesi… “Araba niye ambeleye kalkar?” sorusu teknik bir arızayı işaret eder gibi görünür. Oysa bu olay, yalnızca mekanik bir bozulma değildir; insanın kontrol, bilgi ve varlık anlayışına dair daha derin bir kırılmayı da içinde taşır. Bir an için düşünelim: Bir araç, sürücünün tüm müdahalesine rağmen kendi kendine hızlanıyorsa, burada “arızalı olan” yalnızca motor mudur, yoksa kontrolü mümkün kıldığına inanan insanın bilgi…
Yorum BırakSevgili Begu takipçileri, bugünkü yazımızda “Ters yörünge nedir” konusuna odaklanıyoruz. Ters yörünge nedir? Gökyüzüne farklı bir açıdan bakmak Benzer Bir Yazı: TC numarası kimin ? Gökyüzüne baktığımızda çoğu zaman her şeyin “düzenli” bir akışta ilerlediğini düşünürüz. Gezegenler, uydular, yıldızlar… Hepsi sanki aynı yönde dönüyormuş gibi gelir. Ama işin içine biraz daha derin girince, bu düzenin içinde bile istisnalar olduğunu görüyorsun. İşte tam da burada Ters yörünge nedir? sorusu devreye giriyor. En basit anlatımıyla ters yörünge, bir gök cisminin ya da yapay uydunun, bağlı olduğu ana cismin dönüş yönünün tersine hareket etmesi demek. Yani sistemin “genel akışına karşı” bir hareketten bahsediyoruz.…
Yorum BırakKestiğin kurbanı yiyebilir misin? Konuya Giriş: Sokaktaki Sorudan Küresel Bir Tartışmaya Bursa’da yaşayan biri olarak şunu çok net söyleyebilirim: Kurban Bayramı yaklaşınca şehirde bambaşka bir atmosfer oluşuyor. Bir yanda hazırlık telaşı, bir yanda etin nasıl paylaştırılacağı, kimlere verileceği konuşuluyor. Ama en çok da şu soru dönüyor: Kestiğin kurbanı yiyebilir misin? Aslında bu soru sadece dini bir merak değil; kültür, gelenek, paylaşım ve hatta modern şehir yaşamının dönüşümüyle ilgili çok katmanlı bir mesele. Ben de hem Türkiye’deki pratikleri hem de dünyadaki farklı bakışları takip ettikçe şunu fark ediyorum: bu konu sandığımızdan çok daha geniş bir çerçeveye yayılıyor. İslam Geleneğinde Kestiğin Kurbanı…
Yorum BırakAradığınız Amasya Havalimanı hangi ilçede bulunmaktadır bilgileri burada olabilir; Begu olarak tüm detayları derledik. Bir Havalimanı Nerede Başlar, Nerede Biter? Amasya Üzerinden Felsefi Bir Düşünme Alanı Bir yerin “nerede olduğu” sorusu, ilk bakışta basit bir coğrafya sorusu gibi görünür. Ancak aynı soru, biraz derinleştirildiğinde epistemolojinin sınırlarına, ontolojinin varlık tartışmalarına ve etiğin karar mekanizmalarına kadar uzanır. Bir harita üzerinde işaretlenen nokta gerçekten “var olan” bir şey midir, yoksa yalnızca insan zihninin dünyayı düzenleme biçimlerinden biri mi? Bu noktada Amasya Havalimanı’nın konumu üzerine düşünmek, yalnızca bir coğrafi bilgi edinme çabası değil; bilginin doğasını, sınırlarını ve anlamını sorgulayan felsefi bir yolculuğa dönüşür. Amasya…
Yorum Bırak“Hal’de marul fiyatı ne kadar” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Begu okurları için daha fazlası yolda! Şehrin Soğuğunda Başlayan Gün ve İçimde Büyüyen Sessizlik Şunları da İnceleyin: Girişim katları asansör parası öder mi ? Begu sayfasına hoş geldiniz! “Hal’de marul fiyatı ne kadar” hakkında hazırladığımız bu özel içeriğin tadını çıkarın. Kayseri’nin sabahları her zaman sert olur. Rüzgâr, yüzüne çarptığında sadece üşütmez; sanki insanın içindeki bütün yumuşak yerleri de keskin bir bıçak gibi yoklar. Bugün de öyleydi. Perdeleri araladığımda gökyüzü griydi, bulutlar ağır ağır şehrin üstüne çökmüş gibiydi. İçimde ise açıklayamadığım bir sıkışıklık vardı. Yirmi beş yaşındayım. Günlüklerim…
Yorum BırakRegosol toprak nerede görülür? kültürel görelilik ve antropolojik okumalar Herkese merhaba! Begu olarak bugün Regosol toprak nerede görülür konusunda kapsamlı bir değerlendirme sunuyoruz. Doğayla insan arasındaki ilişki çoğu zaman sessiz bir anlaşma gibi işler: toprağın sunduğu imkânlar, insan topluluklarının yaşam biçimlerini şekillendirir; insanlar da toprağa anlamlar yükleyerek onu yalnızca bir üretim alanı olmaktan çıkarır. Bu karşılıklı etkileşimi anlamaya çalışan bir bakış açısı, sadece jeolojik katmanları değil, aynı zamanda ritüelleri, sembolleri ve gündelik hayatın inceliklerini de dikkate almayı gerektirir. Regosol olarak bilinen genç ve gevşek yapılı toprakların dağılımını anlamak da bu nedenle yalnızca coğrafi bir mesele değildir; aynı zamanda kültürel pratiklerin,…
Yorum BırakMerhaba değerli okurlar, Begu olarak Amazon’un telefon numarası nedir konusunu anlaşılır bir çerçevede işliyoruz. Bir Numaranın Ardındaki Bilinmezlik: 08504433251 Üzerine Felsefi Bir Soruşturma İnsanın dünyayla kurduğu ilişki çoğu zaman görünmeyen bir sınır üzerinde ilerler: neyi bilebiliriz, neyi bilemeyiz ve bilmediklerimizle ne yaparız? Bir telefon numarası, ilk bakışta sıradan bir bilgi parçası gibi görünür. Ancak “08504433251 kimin telefonu?” sorusu, yalnızca teknik bir merak değil; etik, epistemoloji ve ontoloji katmanlarına yayılan bir düşünme davetidir. Bir numaranın sahibi kimdir sorusu, aynı zamanda “bir kimlik ne kadar bilinebilir?”, “bilgi nerede başlar ve nerede sınır bulur?” ve “bir varlık, veriye indirgenebilir mi?” sorularını da beraberinde…
Yorum Bırak12 Mart darbesini kim yaptı? Türkiye’nin “muhtıra”yla gelen kırılma anı Açık konuşayım: Türkiye tarihini okudukça en çok sinirimi bozan şey, bazı olayların hâlâ yarım yamalak anlatılması. “Darbe” deyip geçiyoruz ama işin içinde kim var, ne olmuş, neden olmuş kısmı çoğu zaman hızlıca es geçiliyor. Bugün sorulan en net sorulardan biri şu: 12 Mart darbesini kim yaptı? Cevap kısa gibi görünüyor ama aslında arkasında oldukça katmanlı bir güç yapısı var. Ve işin en ironik kısmı şu: Bu olay teknik olarak “darbeden çok muhtıra” diye geçiyor ama etkisi tam bir siyasi reset butonu gibi çalışıyor. 12 Mart 1971 Muhtırası: Askerin “biz buradayız”…
Yorum BırakGiriş: Bir Yazım Sorusu, Bir Varlık Sorunu mudur? Bir sabah ekranın ortasında beliren basit bir soru, ilk bakışta yalnızca dilbilgisel bir tereddüt gibi görünür: “Ali amcanın nasıl yazılır?” Ancak felsefi düşünce, çoğu zaman en sıradan görünen ifadelerin içine gizlenmiş daha derin bir çatlağı takip eder. Bir ismin nasıl yazıldığı sorusu, aslında neyin “isim”, neyin “özel”, neyin “saygı”, neyin “varlık” olduğuna dair daha geniş bir tartışmanın kapısını aralar. Bir çocuğun defterine düşen bir düzeltme çizgisiyle başlayan bu mesele, dilin doğasına, bilginin sınırlarına ve hatta etik sorumluluklara kadar uzanabilir. Çünkü yazım, yalnızca teknik bir mesele değil; aynı zamanda bir dünyayı nasıl gördüğümüzün…
Yorum Bırak