Böylece Zarf mı? Konuşmaların ve Yazıların Maskarası mı Olduk?
Türkçede en çok “böylece” kelimesini duyduğumda bir yandan gülümsediğim, bir yandan da derin bir iç çektiğim bir durum var. Hani bazen bir şey anlatırsınız, birini açıklamaya çalışırsınız ve karşınızdaki “Böylece” diye bitiriverir ya… O an, bir çeşit çözüm önerisi gibi, ne olup bittiğini anlatmaya çalışıyormuş gibi ama aslında tek kelimeyle her şeyi geçiştirmeye çalışan bir noktaya geliriz. “Böylece”nin bu kadar işlevsel olmasının ardında ne yatıyor? Gerçekten anlamlı bir bağlam yaratıyor mu, yoksa sadece laf salatası mı yapıyoruz? İşte bu yazıda, “böylece”nin zarf olarak kullanımı üzerine cesurca düşüncelerimi paylaşacağım. Başta söyleyeyim, “böylece”yi sevmediğim kesin ama hani her dilde olduğu gibi bazen kullanmadan edemiyorsunuz. Bu yazıyı da o şekilde bitiriyorum, size bırakıyorum.
“Böylece”nin Güçlü Yönleri: Edebi ve Anlatımsal İşlevi
“Böylece”yi bir zarf olarak kullandığınızda, cümlenize bir sonuca varma hissi katarsınız. Bunu sevmeyen var mı? Bence hepimiz bir hikaye anlatırken, bir noktada “böylece” demek istiyoruz. Bir olayın ya da bir sürecin netleşmesine ihtiyacımız vardır. “Önce biraz düşündü, sonra kararını verdi ve böylece işi halletti”… İşte bu tip bir kullanım, durumu özetler, bir anlamda sonucu vurgular ve cümleyi bağlar. Kendi içinde bir sonuca varma hissi yaratır ki bazen anlatmak istediğiniz şeyin önemli kısmı zaten budur.
Bunu sevmeyen var mı? Cidden. Her şey bir araya gelip sonucu bulduğunda, “böylece”nin bir sürecin güzel özetini sunduğunu itiraf ediyorum. Tabii ki yazının sonunu, finalini, tüm o karmaşayı çözümleyen kelimelerle süslemek hoş bir şeydir. Yani bir şekilde “böylece”, yazıya bambaşka bir form katabiliyor. Ama işte, burada sorulması gereken soru şu: Bunu gerçekten anlamlı bir bağlamda mı kullanıyoruz, yoksa boş yere “böylece” demek için mi? Bu sorunun cevabı, dilin amacına hizmet edip etmediğini netleştiriyor aslında.
Böylece’nin Zayıf Yönleri: Anlatımı Tıkayan ve İhmal Edilen Derinlik
Böylece… İşte bu kelimenin can sıkıcı yönü burada devreye giriyor: Duygusal bir zayıflık. Karşımdaki kişiye olayın ya da sürecin iç yüzünü açıklamaktan kaçınan bir yaklaşım gibi geliyor. “Böylece”nin kullanımı bazen daha derin bir anlamın üzerini örtmek için bir maske gibi oluyor. Çünkü cümleye derinlik katma çabası yerine, sadece sonucu kesip atarak bir adım ileri gidiyoruz. Bu kadar kısa ve anlamlı görünen bir kelimenin, bazen anlatımın tıkanmasına sebep olması, dilin zenginliğini kısıtlıyor.
Düşünsenize, bir olayın ya da kararın nasıl alındığına dair bir açıklama yapıyorsunuz ama sonunda bu kelimeyle “böylece” dediğinizde sanki her şeyin kolayca sonuca bağlanmış olduğunu kabul etmiş oluyorsunuz. Oysa bazen olaylar o kadar basit değildir. İnsanlar, “böylece”nin ardında durduğu kadar sağlam bir sonuç bulamazlar. Ve bu da dilin eksik ya da yetersiz kullanılmasına yol açabilir.
Mesela bir şirketin stratejilerini ele aldığınızı düşünün. “Şirketin satış stratejileri çok uzun süredir tartışılıyordu ve birçok analiz yapıldı. Bu süreçlerin sonunda, yöneticiler hedef kitleyi yeniden belirledi. Böylece… şirket, beklenen hedefi yakaladı.” Peki ya diğer detaylar? Şirketin uzun süredir tartıştığı neydi? Hangi analizler yapıldı? Neden bu hedef kitle önemliydi? İnsanın aklında bunlar yankılanırken “böylece” kelimesi adeta açıklamaların önünü kesiyor. Yani, bu kelime sonu getiriyor, ama her zaman net bir sonuca varılmamış oluyor. Gerçek bir derinlikten bahsetmek pek mümkün değil.
Böylece Zarf mı? Yoksa Çıkış Yolu mu?
Peki, her şeyden önce, “böylece” gerçekten bir çözüm mü, yoksa kaçamak bir çıkış yolu mu? İşin açıkçası, bazen çok faydalı olabiliyor ama bazen de dilin zenginliğini bir kenara atıyor. Benim gözlemlediğim kadarıyla, genellikle fazla kullanıldığında klişe hale geliyor. Bazen insanlar bu kelimeyi kullanarak derin düşünmeden ve karmaşayı çözmeden, sadece cümleyi hızlıca bitirmeyi tercih ediyorlar. Bu da doğal olarak yazının ya da konuşmanın etkisini zayıflatıyor.
Diyelim ki bir konuda karar almak zorundasınız, bu karar çok katmanlı, karmaşık ve duygusal açıdan önemli. Eğer biri size “böylece, herkes mutlu olacak” derse, hiç kimse bunun gerçekliğinden tam olarak emin olamaz. Çünkü, burada sadece bir sonuca ulaşmak isteniyor, ama o sonucun temelleri ve her yönü ile açıklanması ihmal ediliyor. O yüzden, bir yazıda ya da konuşmada “böylece” kelimesinin hakkıyla kullanılması önemli. Bu kelime, gereksiz yere her durumda kullanıldığında bir anlam kaybına neden olabiliyor. Bazen gereksiz basitleştirmeler, önemli noktaları gözden kaçırmamıza neden olabilir.
Böylece Zarfını Kim, Hangi Durumda Kullanmalı?
Gelelim bu kelimeyi kullanacak en uygun durumlara. Eğer bir olay ya da sürecin kısa bir özetini yapmak istiyorsanız ve anlatmak istediğiniz nokta, olayın sonucuna odaklanıyorsa, “böylece” oldukça yerinde bir seçim olabilir. Ancak derinlemesine bir analiz yapmanız gerekiyorsa ve sürecin tüm detaylarını anlatma sorumluluğunuz varsa, “böylece”nin konuyu ne kadar kısaltıp kesebileceğini de unutmamalısınız.
Yazılarımda da genellikle, olayları kısa ve öz şekilde anlatmayı seviyorum ama bazen, bu kadar kısa bir biçimde anlatmak yeterli olmuyor. Herkesin derinlemesine düşünme, sorgulama ve bazen de “neden?” sorusunu sorma hakkı var. Bu yüzden “böylece”yi doğru yerde kullanmak, dilin gerçekten anlamlı ve etkili bir şekilde kullanılmasıyla ilgili bir mesele.
Sonuç: “Böylece” Her Zaman Çözüm Mü?
Sonuç olarak, “böylece” kelimesi, zaman zaman dilin kazandırdığı rahatlık gibi görünüyor, fakat dikkatli kullanılmadığında, anlatımın derinliğini kaybettirebilir. Kendi dilimde, yazarken ya da konuşurken, bu kelimenin ne zaman uygun olup olmadığını, genellikle hissetmeye çalışıyorum. Dil, insanları anlama ve anlaşılma noktasında büyük bir güce sahip ama bazen bu gücü, fazla pratik kullanımlar ya da yerinde olmayan seçimlerle zayıflatıyoruz.
Sonuçta, her kelimenin olduğu gibi, “böylece”nin de ne zaman kullanılması gerektiğine karar verirken dikkatli olmakta fayda var. Bu kelime bir çözüm sunabiliyor, ancak çözüm her zaman yeterli olmayabilir. Söyleyeceklerim bu kadar. Şimdi sizdeki “böylece” kelimesinin gücünü sorgulamak kaldı…